Beyoğlu Rapsodisi ve Şaşırtan Sonlar
Geçen hafta ilk defa bir Ahmet Ümit kitabı okudum : Beyoğlu Rapsodisi... Gaziantepli yazar olayı şehrinden ziyade Beyoğlunda anlatmayı yeğlemiş. Neyse bize okumak düşer diyerek çevirdim sayfaları. Üç arkadaşın etrafında gelişiyordu olaylar, aslına bakarsanız pekte bir olay yoktu; tabu sohbetleri, içki sofraları derken kitabın sonunlarına doğru yaklaştım.Ne kadar şişirme olsa da hoş bir kurgusu vardı kitabın, insanı çekiyordu kendine. Derken ilginç iddaa geldi ve kitap son derece şaşırtıcı bir şekilde bitiverdi. Çevremdekilere 'duydun mu lan adamları kim öldürmüş' diyesim geldi, tabii çevremdekiler kitabı okuyamadığı için içimde büyüyüverdi 'dayı kitap çok ilginç bitti ya' demekle yetindim. |
![]() |
Bu kezde aynı etkiyi yapmıştı ama yinede şaşırtan sonları seviyorum, finalde aldığım haz beni yazar tarafından kazıklanmış hissine kaptırsada ayrı bir tadı var o kazığın
Bu tür durumlarda önce biraz aval aval sağa sola bakıyorsunuz, ilk şoktan çıktıktan sonra artçı şoklar başlıyor; yeterince zeki olmadığınızı düşünüyorsunuz sonra yazarın üçkağıtçı olduğunu... En sonunda aldığınız hazzın farkına varıyorsunuz; damarlarınızdaki adrenalinin yükseldiğini hissediyorsunuz ve mutlu oluyorsunuz.
'dayı kitap çok ilginç bitti ya' demekle yetindim.